tüm sürünenlere selamları iletiyorum

yarın da kalkıp aynaya bakmam gerekiyor. Bugün aslında dündü demiş sartre ama çok da farketmez bugün aslında yarın da yarın da aslında dündü. Aralarında pek fark olmuyor. beklentisi olmayan biri olarak yine hayata karşı savaşımızı vereceğiz ne olursa olsun. Bu da bizi en tırt kahraman yapar. kendimden de çoğul olarak bahsedecek kadar yabancılaşmış olamam ya. ruh halim değişken olduğuna göre kişiliğim oraya buraya saçılmış da olabilir belki. herneyse. herkesin ışıldadığı zamanlar vardır. böyle kişisel olarak en iyi olduğun dönem. Yani böyle maksimum olduğun tanıdıkların ettiklerin kendi arasında buna da nolmuş böyle ya? Hiç de böyle değildi de çok toplamış kendini veya çok aşmış kendini veya herneyse böyle süper olumlandığın anlar. Benim ışıldama dönemimi bu yazıyı okuyanlar olarak biliyor olmamız yüksek ihtimal. O kısmı şimdi tekrar yazmayım. Bu parlama veye uplanma dönemi mi acaba aslolan yoksa kısa süreli bi senin sen olmadığın bir ana dayanan sanrı gibi bişey mi? Ne bileyim belki de saçmadır da bana öyle geliyodur. Yani o ara nasıl mutluysam sonrasında bile o ana dair verdiğim emek sürmedi değil. Çabala, uğraş, düşün-taşın, uygula, oldurama, tekrar dene, başa sar vs. vs… sonuç desen kim bilir nerede? belki de yok zaten. belki de sonuç diye bişey hayatta yoktur. ölüme kadar olan herşey sürecin kendisidir. Ya ne bileyim böyle şeyler çok karışık. O boşa yaşıyoruz hissi gerçekten lezzetsiz bir his. Böyle karnın tokken yemek yemek gibi, ağzındaki o koca lokmayı çiğneyip çiğneyip yok olmasını umarken sanki daha da büyümesi gibi. Yani konuya pozitif girip negatifi tarileye tarifleye kaybolmak da pek güzel olmadı. Neyse ne diyodum ışıldamak. benim ışıldadığım zamanlar tarifsiz güzeldi ya. Böyle uçabilmeyi öğrendiğim rüyalardaki gibi. Nasıl yaptığımı bilmiyorum. ama yere inersem ya bi daha uçmaya devam edemezsem diye tadını çıkarmaya devam ettiğim gibi. İndiğim zaman değil uyandığım zaman bitiyodu rüya. hahaha pragmatikliğin de bu kadar ucuzu. Ucuz bi düşünce olsa da gerçek hayatta da yere indikten sonra tekrar uçamamam bu köylü düşüncelerin aslında ne kadar mantıklı olduğunu destekler nitelikte. Bu güzel uçarak ulaşım şimdi her yere sürünerek gitmemle devam ediyor. Niye? Çünkü her zaman dik yürütmezler insanı. Buradan tüm sürünenlere selamlarımı yolluyorum.
Son zamanlarda kendime en yakın hissettiğim kişi bu görseldeki leylek kişisi. Yok yok hayır tanışıklığımız yok. Ama kafa olarak yakın hissediyorum kendimi ona. Büyük ihtimalle benzer ruh halimiz var kendisiyle. Dışardan bakan amk şımarık leyleğine bak hele uçmayacakmış falan diyodur kesin. Ama durun linç etmeyin bu leyleği lütfen. Kendisi sanırım zamanında deliler gibi uçmuş. O kıta senin bu kıta benim çırpmıştır kanatlarını. Sonra bir şekilde kalbi kırılmış, tadı kaçmış, hevesinden yaralanmış, bazı haksızlıklara uğrayıp artık yapacağı tüm şeyler önceden boşa düşmüş hale gelmiştir. Evet sevdiceği tarafından haksızlığa uğradığını ve sonra oldukça çaba gösterdiğini ve bu çabaların sonuçsuz kaldığını düşünüyorum ben ve kendim olarak. Evet leylek kardeşim aynı zamanda kanadı dik uçurtmazlar da bazen insanı. Biz bunları çeşitli yazılarımızda yazdık hep. Neyse bir de tadını ben kaçırmayayım. Şimdi bu leylek kardeşim çeşitli olumsuzluklara maruz kalmış ve bu şekilde uçmuyorum lan ben. Bunca zaman ordan oraya uçtum, kovaladım, çabaladım, didindim, direndim bak ne oldu şimdi demiş. Yani artık uçmayı denemesi bile ilişkisinin orantısını kaçıracak duruma gelmiş. Sevdiceği gerekli çabayı göstermemesi halinde kendi çabalamaya devam ederse aralarındaki ilişki darmadağın olacak ve bir daha düzelebilecek bir hale gelmeyecek bir hale gelmiş. Çünkü aşkın iki tarafı da dengeli bir ilgi sunmazsa o aşk parçalanmaya mahkumdur(ulan lafa bak beee. hemen açıyorum kendi aforizma sayfamı) Tek tarafın çabalamaya devam etmesi ilişkiye zarardan başka birşey vermez bir noktadan sonra. Bu leylek kardeşime videoda o kadar laf etmişler ama bi kişi de dememiş gel rakı balığa düşelim diye. Bu ne rezilliktir ben de anlamadım. Bu toplum ne hale gelmiş ya? Anca televizyona haber yapın.
Offffff neyse sürün sürün her yerim ağrımış. Akşama daha alsancak’a sürüncem biraz manzaraya karşı durcam. Şaka maka uçarken inince bir daha uçamadım. Süründüğümden parlaklık falan da yalan oldu galiba. Ama belki de hiçbir şey önemli değildir. Önemli olan sadece şimdi içtiğim ananaslı yeşil çayın kokusuna odaklanmam gerektiğidir. yoksa boşa mı yaşıyoruz gerçekten ya? Bilemiyorum leylek düşünsün biraz da.
Bu da bir şarkı
