5. günün şafağı

artık yıllar oldu ama bu gün işte. pazar günüydü hava da güneşli sıcaktı çok. faceden şarkı paylaşmıştım bunu (mecbur fon müziği bu çünkü bu günü düşününce başka bi şarkı benim kafamda çalamıyo). sözler de o kadar ironik ki duruma şimdi düşününce gülesim geliyo. “Dance me through the panic ’til I’m gathered safely in” ne malmışım ya. ben totomu toplayana kadar dans et benimle diyip atlamıştım. o da meğer ayrılık konuşmasını hazırlıyomuş o arada. bi de şarkının altına gülücükle yorum atmıştı. olm gerçekten çok komik ya. başkasına anlatsam inanmaz dandik romantik komedi filmlerindeki filmin başında esas çocuğun hayatının aşkını bulmadan önce aşık olduğu kız tarafından ya boynuzlanması ya da sağlam bi tekme yemesi gibi klişeler vardır ya onun gibi komik işte. neyse yine sikindirik bi cafedeyiz. (ki o cafe de nasıl beddua ettiysem üç ayda bir batıyo anasını satayım. bütün bedduamı ona ettim galiba) default ayrılık sözleri. sanki google da sevgiliyi kırmadan ayrılmak keywordu aratılmış gibi. artık yapamıyorumlar, sen çok iyi bi insansınlar, denedik ama farklıyızlar havada dört dönüyo. ne kadar garip lan. insanın hayatındaki kendine en yakın hissettiğin insanla bile bi gün şu samimiyetsiz konuşmayı yapmak zorunda olması. yani ben senin amına koyum yit, senin olcağın aşk adamlığına sokayım dese yine üzülcen ama o samimiyetsiz konuşma gibi ruhunu ezmicek. O ara işte böyle kanımın çekildiğini hissediyorum. tuvalete gidip nefesimi düzenlemem bi yüzümü falan yıkamam lazım yani. olm zaten kaç kere aşık olup terkediliyoruz. onda da girdim erkekler tuvaletinde teyze temizlik yapıyo, bi de benimle diyalog falan kurmak istiyo. ne dediğini hatırlamıyom da ağzımı açtığımda konuşçak sesim çıkmamıştı. ah be emekçi teyzem bi bırak kendime geleyim. 5 dk önce hayaller kurduğum kızdan ayrıldım demeyi bırak anca diyebildiğin eğe oğuu gibi pek bi şey ifade etmediği gibi seni özürlü gibi gösteren şeyler. Ondan sonra sadece masaya döndüğümü hatırlıyom ama daha sonrası yok. nasıl kalktım gittim ordan neyle gittim mesela. ilk hatırladığım yatakta tavana bakıyorum. gözlerden yaşlar süzülüyo falan. ki neyse o bölümün pek anlatılması gereken bi yanı yok. tamamen yıkıklıkla ilgili bir bölüm. ya nalet olsun en kötü şey ertesi gün işe gitmekti. sabah uyanmak zor olmamıştı da yine amk dolmuşuna binip o karmaşa içinde sen öyle bi dünyadasın ki. olm işte böyle şeyleri filmlere koymuyolar. biz yarak kürek şeyler yaşamış insanlar olarak gerçeği biliyoz da onlar o süreci mal gibi işliyolar. sen biri bana dokunursa sanırım düşüp parçalancam diye çin vazosu gibi hissederken arkadan teyze omzunu delip evladım şurdan bi tane şirinyer uzatır mısın? diyebiliyo. tek yapabildiğin havaya bakıp hoca beni değiştir demek. öyle bi durumun içine atmışım ki kendimi ilerde mutlu olmak için başladığım iş bir anda kurtulmam gereken ama mecbur her gün tıpış tıpış gittiğim yer olmuş.

Bunlara devam ederken yaşamanın tek bi amacı var her şeyi yoluna sokup dansa devam etmek. bizden önemli bişey olması mümkün değil çünkü. zaten durum ne kadar kötü olursa olsun yüzüklerin efendisinde gandalf demişti aragorn a “5. günün şafağında beni bekleyin, şafakta ise doğuya bakın.” işte bu güven duygusu ve görev bilinciyle ben de tuh tuhhh diyerek ellerime tükürerekten başladım aksiyona. işte hayatımda ender syborg olduğum zamanlardan biriydi. yani özümde üşengeç biri olduğumdan bunlar çok sayko zamanlardı benim için. sabah işe git, işten dön gün boyunca kafada tasarladıklarını yap. ondan sonra çık imzaları bırak ertesi gün olmadı bi daha.
ama baktım ki böyle olmucak. yeterli değil yine de. başka bişeyler düşünmem lazım olm sorun ciddi ve düzeltmesi zor. böyle legen wait for it darryyy! bişeyler olması gerekli. bir büyük bilmece. hem bize özel hem de çok keyif alıncak bişey olmalıydı. Hatta sonu da öyle oldu bittiye gelmemeli. Seçim şansı da olmalıydı. bir ay falan sürmüştü herşeyi planlayıp hazırlamam. ve oyun 2 veya 3 gün sürecekti (oyun hazırlanmış olsa da kızceğiz ordan oraya koşuşturup yorulmasın diye süreyi hem kendisi hem de ben belirleyecektik) ben hazırlarken keyif aldım. hem de öyle böyle değil. ulan diyorum ben hazırlarken bu kadar keyif aldım. o çözmeye çalışırken. neler hissetçek düşünemiyom bile. yordu ama süper hisediyom bu konuda. ne de olsa o zamanlar sanat ördekler içindi bana göre. yani hayatımda kendim yaptığım en iyi şeydi bu oyun. olm adriana lima, megan fox falan tavlanabilirdi kesin bu oyunla ama hedef daha yüksekti sanırım. o oyunu oynamayınca toplayabildiklerim de oldu ama çoğu parçanın yok oluşunu izlerken sadece sigara yakıp izlemek biraz boktandı orası kesin. yani hayatında altına imzanı atıp işte bunu ben yaptım diyebilceğin bişeyin görmesi gerekenler görmeden yok olmasını izlemek eşsiz bir deneyim gerçekten. öyle dramatik dursa da hatta ben de o zaman dramatik olduğunu düşünsem de şimdi böyle değil. bu silinerek yok olmayı izledikten sonra kendime kendimce büyük dersler çıkardım. o güne kadar yaşayan yitle de hesaplaşmaya başladım. aynı tabloya bakan, aynı illüstrasyonu inceleyen herkes farklı şeyler görür, farklı şeyler hisseder ve bu eğlenceli görünmese de belki de dengeyi sağlayan şey bu. yani sevdiklerin için elbette çaba göstermelisin ama kendini paralamanın anlamı yok. herkesin eksiklikleri, hataları var ve aslında hepimiz yalnızız. Öyle olmadığını düşündüğün zamanlar hissedebiliyosun ama asla bu gerçeklikten kopma. çünkü bu kopuş sadece yıkım getirir. ve aslında bunlar hayatın sıradan parçaları.

Neyse yine anlatırken başka şeylere kaydımyanlışlıkla. İşte bu oyun doğada kendi kendine çözününce yine oyunun bir parçası olan bu sayfadan bari içimi dökeyim diye yazıp duruyorum hala bişeyler işte. iyi geldiğinden emin değilim ama sonuçta yaşadıklarımı kimseye anlatamam. o diilde yine yazının sonunu düzgün bağlayamadık mallıktan. Hadi bu da kapanış şarkısı olsun sevmezsin böyle şeyler ama az eziyet edeyim 😀

kısaca o gandalf sendin aşkıt. ama fotoda yanlış yazmışlar. sen piçi sil şerrrefsiz yaz 😀

You may also like...

6 Responses

  1. Anonim dedi ki:

    bi gün ben de böyle içimi dökcem ozaman okuyabilcek misin çok merak ediyorum o yazının sonu gelcek mi yani bitirebilcek misin acaba

    • ttygt dedi ki:

      ölceğimi bilsem yine okurum sonuçta böyle de günün sonunu getiremiyom. ayrıca benim hayatımdaki en kötü gündü bu. daha nasıl pozitif anlatılabilir bilmiyorum. daha önce rahatça sallamam biraz da okumayacağını düşündüğümdendi. burda kendi kendime takıldığımı düşündüm hep. hiç bişeyi de seni üzmek için yazmadığımı biliyosun. ne olursa olsun hala kendimden çok ördeğime değer verdiğimi de biliyosun. napayım istiyon anlamadım ki. ölüyim mi illa o zaman mı mutlu olcan?

  2. Anonim dedi ki:

    çok sinir oluyorum sana çooookkk

  3. Anonim dedi ki:

    domain kullandığın zamanlardan hatırlıyorum eğer biri siteye girerse etkileşimden anlıyorsun oyüzden canım sallama okuduğumu biliyodun hep vatsapdan yazabilir misin ya da yazabilir miyim

    • ttygt dedi ki:

      hahaha uyanık seni aferin işine gelince hatırlayamayacağın şey yok 🙂 ama o işler tam olarak öyle değil. evet siteye birinin girdiğini görebilirim ama ip adresini bilmediğimden gelen bot mu insan mı bilme şansım yok. sadece şifreli sayfalara girersen ya da yorum yaparsan seni bir hafta kadar izleyebilirim istersem. istersen yazarsın elbette wassaptan. ben senin numaranı bilmiyorum. benimki hala aynı. bilmiyom hala bi yerlerde var mı sende?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir