Buralar hep mavi

Oyyy dışarsı buz gibi. Bu havada deniz kenarında bira içmek pek iyi fikir değilmiş galiba. Pek insan yok ama o güzel. en azından kalabalığın içinde kendini ucube gibi hisstmiyosun. zaten o soğukluk hissi içinden gitmiyo. eskiden mutluluğun olduğu yerde şimdi kocaman bi boşluk olduğunu biliyosun ya. aslında boktan bi his ama bi çözümü olmadını bildiğinden çok üstünde durmuyosun. sadece onunla yaşamaya alışman gerektiğini biliyosun. En azından biliyosun ki içindeki kalp mavi kalmaya devam etçek. sonra buz gibi birandan büyük bi yudum alıyosun. üstüne hemen sigarandan bi nefes. mutsuzlukla huzuru aynı anda veriyosun kanına. böyle sanki acı kahve gibi. acı ama keyifli de bi yandan. bu hareketleri biraz hızlandırınca aklında çok eski bi söz geliyo kurt cobain den; Kuşlar her sabah avazları çıktığı kadar bağırarak bize o korkunç, acımasız gerçeği haykırıyorlar. Maalesef ki biz kuşların dilinden anlamıyoruz. anlasak o acımasız gerçekleri baştan bilirdik. neyse, sonra kendi kendine gülüyosun. yalnızken hem de. gerçekten de bilmiyom o dili ben 🙂 bilsek o dilde söylerdim ama kendi dilimizde söyleyebiliyom, doğum günün kutlu olsun vakvak.

Bu da daha önce yine avokado salatası yapıp beraber rakı içtiğim avokadonun tohumundan yetiştirdiğim sevgimle yetiştiremediğim için suyla büyüttüğüm yeni projem :p önümüzdeki bahara kadar dayanırsa toprağa geççek:) hediyesiz geçmeyelim dedim. nice yaşlara..
